Aşk evrenle kesişir; yoktan var edilişinde de, mevcut durumunda da, geleceğinde de. Aşk sınırsızdır, kişinin onda yön değiştirebildiği bir boyuttur. Ancak, kişi onda asla bir bilince, entelektüel birikimine ulaşamaz, çünkü AŞK boyutu, akıl ve mantığın çok ötesindedir.
Dinî açıdan, Aşk Allah’ın nefesi gibidir; onu duyabilir ya da hissedebilirsiniz ama şuurlu bir farkındalıkla odaklandığınızda, göremezsiniz. Aşk, düşünceyle tecrübe edilemez; yalnızca ve yalnızca Aşk vasıtasıyla yaşanır. Aşk’ı tanıyansa kalbin dirayetidir. Aşk, var olmanın ta kendisidir. Aşk, sonsuz olandır. Evrende savunması bulunmayan tek güç, Aşk’tır. Siz ya da ben, Aşk hakkında ne biliyor olursak olalım, Aşk’ın bir sonu olmadığına göre, öğreneceklerimizin de sınırı yoktur.
Aşk bütünüyle Allah’tan gelir, Allah’tan dolayı gelir, Allah için yaşanır. Ben, edebi çalışmalarımda, insanların Aşk’ı yaşamasına yardımcı olmaya çalışırken Allah’la “Tevhide” işaret ediyorum. Aşk’ta Şeytanınız da sizi sever, sizi sevdiğini bilemeyecek kadar kof olsa bile, karşılığında sizi mahvetmeye yeltense bile size, Allah tarafından ilham edilen düzeyde bir sevgi besler. Buna gerçekten inandığınızda, hiç beklenmedik, olağanüstü olaylar meydana gelebiliyor. Bu arada Aşk, insanoğlunun bu gezegendeki acı ve çilesinin de tek çözümür. Aşk’tan gayrı çıkar yol yoktur fakat buna rağmen insanlar, varlığına inandırıldıkları her çeşit tanrı veya tanrısızlık namına daha fazla acı ve çileye neden olma sürecinde, gayrisini tekrar tekrar denemeye gönüllü.
İnsan bir başına bırakılmış değildir; fani de değildir. Bu, özellikle kişi Aşk’ı Allah’tan, Allah için yaydığında ve hem cismani hem de ruhani tüm boyutlarını “Allah’ın Kokusu” olarak kullandığında anlaşılır. Aşk, dile getirilmesi mümkün olmayan fakat tadına varılabilen, Hakikat’tir. Gerçek aşkın, ilâhi aşkın yokluğunda ruh, deruni letafetini gizler.
Yilmaz Alimoglu
Nisan 5, 2012
Copyright © Yilmaz Alimoglu 2010-2015.



Recent Comments